İçeriğe geç

Babata keki nerenin ?

Babata Keki Nerenin?

Kayseri’nin karanlık sokaklarında yürürken, yorgun adımlarla dondurucu soğuğa aldırmadan ilerlerken, aklımda hep bir soru vardı: Babata keki nerenin? Bunu düşünmeden edemiyorum, çünkü Babata keki, benim için Kayseri’nin bir parçası değil, daha çok geçmişimin, çocukluğumun, ailemin ve kaybolmuş bir zamanın hatırasıydı.

Babata Kekinin Hatıralarını Tazelemek

Babata keki, aslında çok özel bir şeydi. Kayseri’de büyüyen her çocuk, bu tatlıyı yapmayı bilirdi. Ama benim için, Babata keki sadece bir tatlıdan daha fazlasıydı. O, annemin mutfakta aceleyle hazırladığı, hiç beklenmedik bir anda soframıza gelen, huzur veren bir anıydı. Babam, “Çocuklar, bu Babata keki nerenin?” diye sorar, biz de hep gülerek “Kayseri’nin!” diye cevap verirdik. Babamın gülümsemesi, onun yaşadığı yılları ve Kayseri’yi ne kadar özlediğini anlatan bir işaretti. O zamanlar fark etmemiştim, ama şimdi düşünüyorum da, her bir kek aslında ona dair bir hatıra, bir özlem, bir kaybolmuşluktu.

Bir gün, her şeyin değişeceğini bilmiyordum. O zamanlar, Babata keki kaybolan bir miras gibi geliyordu bana. Çocukken, annem için yaptığı her kekin arkasında bir hikâye vardı; bazen kekin içinde bir yudum kahve, bazen de kaybolmuş bir yaz akşamının burukluğu vardı. Babata keki, aynı zamanda Kayseri’nin bir özlemi gibi gelirdi. Ama işin garip tarafı, zamanla, o kekin adı, hayatıma sadece bir tatlı olarak değil, geçmişimle ve yaşadığım toprakla bağ kurmamı sağlayan bir sembol haline gelmişti.

Kaybolan Kekin Ardında: Hayal Kırıklığı ve Umut

Bir sabah, annemin en sevdiği kek tarifini hatırladım. Babata keki nerenin, diye soran babamı… O an, aniden Kayseri’nin sıcaklığını, annemin gülümsemesini, babamın kahkahalarını kaybettiğimi fark ettim. Kayseri’nin geleneksel tatlarından biri olan bu kek, sadece annemin mutfağında pişerdi, onun parmak izlerini taşırdı. Ama şimdi, o tat, bende bir boşluk gibi hissettiriyordu.

Her şey, bir yaz günü başladı. Annem, geleneksel Babata kekini yapmak için hazırlıklara başlamıştı. Koca mutfak, fırının sıcaklığı ve kekin o nefis kokusu her şeyi sarhoş etmişti. Ama o gün, bir şeyler ters gitti. Annem, kekin tarifini bir türlü tutturamadı. O an, aslında annemle birlikte o eski kaybolmuş zaman da kayboluyordu. Babam, annemin yorgun bakışlarını fark etti. O, geçmişin gücünü kaybetmişti. Kek pişmedi. O an, hiç beklemediğim şekilde kayboldu. Oysa daha dün, annemin mutfakta sadece bir kek tarifiyle ne kadar güçlü olduğunu düşünmüştüm.

Kek pişmemişti ama ben bir şeyi anlamıştım: Zaman geçiyor. Hayat da geçiyor. Ne Babata keki, ne de o eski günler geri gelebilir.

Bir Bıçak Gibi Kesilen Geçmiş

Bir sonraki hafta, bir arkadaşım beni Kayseri’de bir kafeye davet etti. “Bir de Babata keki yapıyoruz, tadına bakmak ister misin?” dedi. İlk başta bir heyecan duydum, ama sonra içimde bir gariplik vardı. Babata keki, o kadar anı, o kadar geçmiş taşıyor ki, bu tatlının bana geçmişi geri getireceğini düşünmek biraz da hayal kırıklığıydı.

Kafeye gittiğimde, keki beklerken aklımda bir sürü şey vardı. Keki beklerken içimdeki hüzün, sabah annemle geçirdiğim zamanları düşündüm. Ama o kek bana neyi hatırlatacaktı? O eski, sıcak, huzurlu anları mı, yoksa annemin kaybolan o gülümsemesini mi? Kek masaya konduğunda, ilk lokmamı aldım ve o an her şey bir bıçak gibi kesildi. O eski tat yoktu. Kek güzel, lezzetliydi ama içinde o eski Kayseri’nin, o eski zamanların tadını barındırmıyordu. Sadece bir tatlıydı, kaybolmuşluk hissiyle.

Yavaşça, keki bitirip yerimden kalktım. Hüzünlüydüm ama anlamıştım: Belki de kaybolan sadece Babata keki değildi, bir zaman vardı, geçmiş vardı, bir dönem vardı. Ama ne yazık ki, zaman geçmişti. Annem artık kekin tarifini unutmuştu. Babam artık gülmüyordu. Kayseri, bir zamanlar olduğu gibi sıcak ve huzurlu değildi. Bir şeyi değiştirmek, ne kadar denesem de, bazen imkansızdı.

Sonraki Adım: Yeniden Umut

Kayseri’nin sokaklarında yürürken, içimde bir umut vardı. Bazen kaybolan şeyleri geri getiremezsiniz ama başka bir şey, yeni bir umut doğar. O eski zamanların hatıraları, beni hep güçlü tutuyordu. O Babata keki, belki de kaybolmuştu, ama kaybolan sadece o kek değildi; kaybolan eski bir zaman, eski bir dünya, eski bir huzurdu. Ve şimdi, belki de o eski kaybolmuşluğu, kaybetmektense, yeni bir umutla yeniden yaratma zamanıydı.

Gelecek sefer, Babata keki yapmak istediğimde, kaybolmuş tatları değil, var olan bu anı, bu zamanı hatırlayacağım. Annemin mutfağındaki kokuyu, babamın gülümsemesini ve Kayseri’nin sokaklarında kaybolan geçmişin değil, yeniden yaratılacak bir hikayenin olduğunu bileceğim.

Hayat, kaybolan bir kek gibi bazen hüsranla biter, ama bazen de umutla, sevgiyle yeniden şekillenir. Ve ben, o Babata kekinin ardında kaybolan geçmişi değil, yeniden doğan umutları hatırlayacağım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
grand opera bet giriş