İçeriğe geç

Kafkas cephesinde kazandık mı ?

Kafkas Cephesinde Kazandık mı? diye Başlayan O Garip Düşünce Zinciri

Bazen İzmir’de sabah uyanıyorum, perdeden sızan güneş gözümü alıyor ve beynim daha kahvemi içmeden saçma sorular üretmeye başlıyor. Mesela geçen gün tost yaparken kendi kendime şunu sordum: “Kafkas cephesinde kazandık mı?”

Evet, bildiğin mutfakta. Tost makinesinin kırmızı ışığı yanarken, elimde kaşar, kafamda tarih dersi… İnsanın zihni bazen böyle alakasız bağlantılar kuruyor. Hele ben gibi 25 yaşında, arkadaş ortamında sürekli şaka yapan ama gece yatınca 3 yıl önce söylediğim bir cümleyi bile düşünüp “acaba kırdım mı?” diye kendini yiyip bitiren biriysen, bu çok normal.

Ama işin garip yanı şu: Bu soru sadece tarih değil, biraz da hayat sorusu gibi.

İzmir Sabahları ve Zihnin Açık Ofisi

İzmir sabahları başka oluyor. Martı sesi, simit kokusu, denizden gelen o hafif tuzlu hava… Her şey çok huzurlu gibi ama zihnimde tam tersi bir kaos var.

Geçen gün Kordon’da yürürken arkadaşımla karşılaştım. O da benim gibi “fazla düşünenler kulübü”nden.

— “Nasılsın?” dedi.

— “İyiyim… ama Kafkas cephesinde kazandık mı sence?” dedim.

Bana baktı. 3 saniye sustu. Sonra:

— “Kanka sen yine nereden geldin oraya?”

İşte mesele bu. Hayat akıyor, ama benim iç dünyam sanki paralel bir evrende yaşıyor. Bir yanda kahve fiyatları, diğer yanda “Kafkas cephesinde kazandık mı?” gibi tarihsel bir sis bulutu.

Tarih Dersi Travması mı, Zihinsel Tik mi?

Bence hepimizin okuldan kalan bazı zihinsel yaraları var. Benimki biraz “tarih dersi flashback’i”.

Sınıfta öğretmen “Kafkas Cephesi” dediğinde herkes deftere eğilirken ben pencereden dışarı bakıp hayal kurardım. Şimdi o bilgiler eksik ama soru kalmış:

“Kafkas cephesinde kazandık mı?”

Aslında bu soru sadece bir bilgi arayışı değil. Bir tür iç huzursuzluk göstergesi gibi. Hayatın başka alanlarında da böyle değil mi? Mesela:

Mesajıma neden 3 saat sonra cevap verdi?

O esnada ne düşündü?

Ben yanlış mı söyledim?

Bunların hepsi aynı zihinsel algoritma.

Ben, tost makinesi ve tarihsel varoluş sancısı

Tost yaparken bile bunu düşünüyorsam sorun bende mi, yoksa evren mi fazla ciddi?

Bazen annem mutfağa giriyor:

— “Ne yapıyorsun oğlum?”

— “Kafkas cephesinde kazandık mı onu düşünüyorum anne.”

Kadın artık alıştı. Sadece başını sallayıp çıkıyor. İzmir’de bazı aileler böyle şeylere bağışıklık kazanıyor.

Kafkas Cephesinde Kazandık mı? ve Günlük Hayatın Küçük Absürtlükleri

Bu soruyu sadece tarihsel bir merak gibi düşünmek çok saf olur. Bu soru, gündelik hayatın içine sızmış bir arka plan uygulaması gibi çalışıyor.

Mesela dolmuşta giderken:

Şoför ani fren yapıyor. Herkes öne savruluyor.

Ben içimden:

“Acaba Kafkas cephesinde de böyle ani stratejik frenler oldu mu?”

Yanımdaki amca bana bakıyor. Göz göze geliyoruz. O an ikimiz de farklı evrenlerdeyiz.

İşte bu yüzden bu soru artık sadece bir soru değil. Bir karakter özelliği.

Arkadaş Ortamında Kafkas Cephesi Sendromu

Bizim arkadaş grubu zaten başlı başına bir vaka. Birimiz ciddi bir şey anlatmaya çalışsa, diğeri mutlaka konuyu dağıtır.

Geçen gün biri iş görüşmesini anlatıyor:

— “Mülakat çok iyiydi, hatta baya olumlu geçti…”

Ben araya giriyorum:

— “Peki Kafkas cephesinde biz niye net bir sonuç alamadık?”

Masada 2 saniyelik sessizlik. Sonra kahkahalar.

Ama içten içe şunu fark ediyorum: İnsanlar aslında bu saçma bağlantıları seviyor. Çünkü hayat zaten yeterince ciddi.

İç ses: “Sen ne yapıyorsun?”

Bazen kendi kendime diyorum:

“Ya kardeşim, sen 25 yaşındasın, İzmir’de yaşıyorsun, normal şeyler düşün biraz.”

Ama sonra beyin yine devreye giriyor:

“Kafkas cephesinde kazandık mı?”

Ve tartışma bitiyor.

Kafkas Cephesinde Kazandık mı? Sorusunun Zihinsel Katmanları

Bu soruyu üç katmanda inceleyebiliriz. Evet, yine fazla düşündüm.

1. Katman: Tarihsel Katman

Daha Fazlası İçin: İran'da sevgili olmak yasak mı ?

Bu en net olanı. Savaş, cephe, strateji, sonuç… Ama garip olan şu ki, çoğu insan bu katmanda bile emin değil.

2. Katman: Sosyal Katman

Arkadaş ortamında bu soru bir anda mizah aracına dönüşüyor. Ciddiyetin içine atılmış küçük bir taş gibi.

3. Katman: Varoluşsal Katman

İşte asıl mesele burada.

“Kazandık mı?” sorusu aslında şuna dönüşüyor:

Hayatta doğru şeyleri mi yaptık?

Ben bazen bunu İzmir sahilinde otururken düşünüyorum. Deniz dalga yapıyor, insanlar yürüyor, ben içimden diyorum ki:

“Biz bu hayatta neyi kazandık?”

Sonra yine aynı döngü:

“Kafkas cephesinde kazandık mı?”

İzmir’de Bir Genç Olmak ve Zihinsel Gürültü

İzmir güzel şehir ama insanın kafası bazen fazla çalışıyor.

Karşıyaka vapurunda oturuyorum, biri yanımda telefonla konuşuyor:

— “Tamam abi hallederiz.”

Ben içimden:

“Acaba Kafkas cephesinde de ‘hallederiz’ diyerek girilen planlar var mıydı?”

Kendime gülüyorum. Çünkü artık bu düşünce biçimi otomatik.

Arkadaşlarım diyor ki:

— “Sen çok düşünüyorsun.”

Ben:

— “Ben değil, Kafkas cephesi düşünüyor.”

Günlük Hayatın Epik Abartısı

Bazen markete gidiyorum. Sırada beklerken önümdeki adam peynir alıyor.

Ben:

“Bu peynir stratejik bir hamle mi acaba?”

Sonra yine:

“Kafkas cephesinde lojistik nasıl yönetiliyordu?”

Kasiyer bana bakıyor, ben ona bakıyorum. İkimiz de hayatın farklı versiyonlarında takılıyoruz.

Kafkas Cephesinde Kazandık mı? Sorusunun Mizahi Yükü

Aslında bu soru insanın zihninde bir tür “şaka filtresi” gibi çalışıyor. Ciddi anları hafifletiyor.

Mesela biri dert anlatıyor:

— “Hayat çok zor…”

Ben:

— “Haklısın ama Kafkas cephesinde durum daha mı zordu acaba?”

Bu cümle bazen güldürüyor, bazen düşündürüyor, bazen de sadece bakış alıyor. Ama önemli olan o anki atmosferi kırmak.

Kendimle Dalga Geçme Sanatı

En iyi yaptığım şeylerden biri bu. Çünkü insan kendiyle dalga geçmezse hayat çok ağırlaşıyor.

Benim versiyonum şöyle:

“25 yaşındasın, İzmir’de yaşıyorsun, hala Kafkas cephesini düşünüyorsun. Bravo.”

Ama sonra şunu ekliyorum:

“En azından sıkılmıyorum.”

Sonuç Yerine Değil, Zihnin Devam Eden Akışı

Aslında bu yazının hiçbir yerinde net bir cevap yok. Çünkü soru da net değil.

“Kafkas cephesinde kazandık mı?” sadece tarihsel bir merak değil, aynı zamanda zihnin kendi kendine açtığı bir pencere.

Bazen tost yaparken, bazen vapurda, bazen arkadaş arasında ortaya çıkıyor.

Ve belki de güzel olan şu: İnsan zihni böyle saçma ama eğlenceli yerlere gidebiliyor.

Çünkü hayat sadece doğru cevaplar değil, yanlış sorularla da ilerliyor.

Ve ben hâlâ bazen İzmir’de yürürken içimden aynı şeyi geçiriyorum:

“Kafkas cephesinde kazandık mı?”

Bugün “Kafkas cephesinde kazandık mı” üzerine güzel bir yolculuk yaptık. Agaoglugida ile daha fazla içerik için takipte kalın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://unsur.net https://centaurajans.com.tr https://cagnak.com.tr Sitemap
grand opera bet giriş