İçeriğe geç

Urban usta nasıl öldü ?

Agaoglugida olarak bu yazımızda “Urban usta nasıl öldü” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar!

Bir Yaz Akşamının İçine Sıkışmış Hikâye

Kayseri’de yaz akşamları farklı olur. Güneş çekilse bile asfaltın üstünde kalan sıcaklık insanın içini yakmaya devam eder. O gün de öyle bir gündü. Defterimi açıp bir şeyler yazmak istiyordum ama kalem elimde ağırlaşıyordu. Sanki içimde anlatmak istediğim her şey bir duvara çarpıp geri dönüyordu.

O mahallede herkesin “usta” diye bildiği biri vardı: Urban usta. İsmi bile garipti aslında, şehirden kopuk ama şehre kök salmış gibi bir adamdı. Onu ilk gördüğümde, bir şey söylemeden bile insanın içine işleyen bir sessizliği vardı. Sanki çok şey yaşamış ama hiçbirini anlatmamaya yemin etmiş gibiydi.

Ve o gün, kimsenin yüksek sesle söyleyemediği o soru dolaşıyordu havada: Urban usta nasıl öldü?

Urban Usta’yı İlk Gördüğüm Gün

Onu ilk kez eski sanayi tarafında görmüştüm. Bir duvarın önünde oturmuş, elindeki küçük aletlerle bir şeyler tamir ediyordu. Ne yaptığını tam anlamamıştım ama yaptığı işin içinde bir düzen, bir sabır vardı.

Ben gençtim, meraklıydım, biraz da sabırsız. Yanına yaklaşıp izlemeye başladım. Fark etti ama dönüp bakmadı bile. Sadece “geç kaldın” der gibi bir nefes verdi.

“Ne için geç kaldım?” diye sormuştum.

Cevap vermemişti.

O an anlamıştım; bazı insanlar konuşmak için değil, susarak anlatmak için vardır.

Mahallede Dolaşan Sessizlik

Urban usta hakkında çok şey söylenirdi ama hiçbir şey net değildi. Kimi eski bir ustanın yanında yetiştiğini, kimi şehir şehir dolaşıp kaybolduğunu anlatırdı. Ama kimse gerçek hikâyeyi bilmezdi.

Benim için o, her şeyden önce bir sığınaktı. Hayatın karmaşasında yorulduğumda, gidip bir köşede onu izlemek bile yeterdi. Konuşmazdı ama varlığı insanın içini toparlardı.

Ama sonra bir şey değişmeye başladı. Önce elini daha az görür olduk. Sonra dükkânı kapalı kalmaya başladı. En sonunda mahallede fısıltılar dolaşmaya başladı.

“Hasta olmuş.”

“Yorulmuş artık.”

“Bir yere gitmiş.”

Ama hiçbirisi içime oturmuyordu. Çünkü Urban usta gidecek birine benzemiyordu. O, sanki bulunduğu yere çakılı kalmış bir düşünce gibiydi.

Son Görüş

Onu son gördüğüm günü hâlâ net hatırlıyorum. Hava biraz serindi, rüzgâr toz kaldırıyordu. Eski sanayinin arka tarafında oturuyordu. Elinde yine aynı küçük aletler vardı ama bu kez hareketleri daha yavaştı.

Yanına oturdum. Uzun süre konuşmadık.

Sonra ben dayanamayıp sordum:

“Usta, neden bu kadar susuyorsun?”

Bana baktı. Gözlerinde yorgunluk vardı ama öfke yoktu.

“Bazı insanlar konuşmayı bırakınca değil, konuşacak bir şey kalmayınca susar,” dedi.

O cümle içime saplandı. O an bir şeylerin yanlış gittiğini hissettim ama ne olduğunu anlayamadım.

Sonra ekledi:

“Urban usta nasıl öldü diye soracaklar bir gün.”

Bu cümleyi söylerken yüzünde ne korku vardı ne de kaçış. Sanki çoktan verilmiş bir kararın habercisiydi.

O Gece

O gece uyuyamadım. Defterime bir şeyler yazdım ama hiçbir cümle tamamlanmadı. İçimde garip bir huzursuzluk vardı. Sanki bir şey bitmişti ama ben henüz fark etmiyordum.

Sabaha karşı mahallede bir hareketlilik oldu. Kimse açıkça bir şey söylemiyordu ama herkes aynı yöne bakıyordu.

Sanayinin arka tarafına.

Koşarak gittim.

Urban Usta’nın Sessizliği

Oraya vardığımda herkes oradaydı. Ama kimse konuşmuyordu. Sadece bakıyorlardı.

Urban usta, oturduğu yerdeydi. Başını hafif öne eğmişti. Ellerindeki aletler yere düşmüştü. Sanki yarım bırakılmış bir iş gibi…

Ama en garibi, yüzünde bir korku yoktu. Sadece derin bir yorgunluk vardı. Sanki çok uzun bir yol yürümüş de sonunda oturmuş gibi.

O an içimde bir şey koptu.

“Bu olamaz,” dedim kendi kendime. “O böyle gitmez.”

Ama hayat bazen insanın itirazını duymuyor.

Urban Usta Nasıl Öldü?

Bu soruyu ilk kez yüksek sesle biri sordu. Kalabalığın içinden bir çocuk:

“Urban usta nasıl öldü?”

Cevap gelmedi.

Çünkü kimse net bir cevap bilmiyordu ya da kimse söylemek istemiyordu.

Ama ben o an bir şeyi hissettim. Ölüm bazen bir anda gelmiyor. Bazen insanın içinden başlıyor. Yavaş yavaş… konuşmalar azalıyor, bakışlar sönüyor, eller yoruluyor.

Urban usta belki de çok önce gitmeye başlamıştı. Biz sadece fark etmemiştik.

İçimde Kalan Boşluk

O gün eve döndüğümde defterimi açamadım. Yazmak istedim ama kelimeler gelmedi. Sanki içimde bir oda boşalmıştı ve o odada artık hiçbir ses kalmamıştı.

Hayal kırıklığı hissettim. Çünkü bazı insanlar, varlıklarıyla bile bir anlam taşır. Urban usta öyle biriydi. Onun gidişi sadece bir insanın yokluğu değildi; bir düzenin sessizce dağılmasıydı.

Ama aynı zamanda bir umut da vardı içimde. Onu izlerken öğrendiğim şeyler… sabır, susmak, beklemek… hepsi hâlâ oradaydı.

Geriye Kalanlar

Aradan günler geçti. Sanayi tarafına yine uğradım. Onun oturduğu köşe hâlâ boştu ama orada bir şey değişmiş gibiydi. Sanki o boşluk bile onun bir parçasıydı artık.

Bir duvarın köşesine iliştirilmiş küçük bir not gördüm. El yazısıydı.

“Bazı ustalar işi bitirince gitmez. Sadece görünmez olur.”

Uzun süre o yazıya baktım.

O an anladım ki Urban usta belki de gerçekten ölmemişti benim zihnimde. Sadece başka bir yere geçmişti. Belki de öğrettikleriyle yaşamaya devam ediyordu.

Son Düşünce

Daha Fazlası İçin: İpek kadife nasıl bir kumaştır ?

Şimdi geriye dönüp baktığımda, Urban usta nasıl öldü sorusunun cevabını aramıyorum artık. Çünkü bazı sorular cevap bulmak için değil, insanın içinde bir şeyleri uyandırmak için vardır.

Onun sessizliği hâlâ aklımda. O suskun bakışı, yarım bırakılmış hareketleri…

Ve ben hâlâ bazen defterimi açtığımda, o sessizliği duyuyorum.

Belki de bazı insanlar gerçekten ölmez. Sadece hikâyenin içinden çekilir ve geride kalanların içine yerleşir.

Agaoglugida olarak “Urban usta nasıl öldü” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
https://unsur.net https://centaurajans.com.tr https://cagnak.com.tr Sitemap
grand opera bet giriş