Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında Başlayan Bir Merak
Kayseri’de akşamlar erken iner. Özellikle kışa yakın günlerde, güneş çekildi mi şehir bir anda sessizleşir gibi olur. Ben 25 yaşında, kendi halinde, fazla konuşmayan ama içimde sürekli bir şeyler biriken biriyim. Günlük tutmayı severim; yazmadığım günlerde bile kafamın içinde cümleler kurarım.
O gün yine öyle bir gündü. Pencerenin kenarında oturmuş, dışarıda ince ince yağan yağmuru izliyordum. Telefon elimdeydi ama neye bakacağımı bilmiyordum. Sosyal medyada kaydırırken bir cümleye takıldım:
“Mahmud Efendi’nin gelini kimdir?”
Bir an durdum. Parmaklarım ekranda kaldı. Sanki basit bir soru değildi bu; içinde başka bir şey vardı. Merak, saygı, belki de insanların bilmediği bir hayatın kapısını aralama isteği.
Ama en çok da içimde garip bir boşluk hissettim. Çünkü bazı sorular vardır, cevabını öğrenmekten çok, o sorunun etrafında dolaşmak daha ağır basar.
İçimde Açılan Sessiz Bir Defter
O gece defterimi açtım. Sayfalar arasında uzun zamandır yazmadığım için biraz çekingen bir his vardı. Kalem elimde ağırlaştı.
“Bugün bir soru gördüm,” diye başladım yazmaya. “Basit gibi duran ama içime işleyen bir soru…”
Sonra durdum. Çünkü bazı şeyleri yazmak, düşünmekten daha zor oluyor.
Mahmud Efendi ismini çocukluğumdan beri duyardım. Büyükler konuşurken, cami sohbetlerinde, bazen televizyonda geçen cümlelerin arasında. Onun etrafında her zaman bir saygı havası olurdu. Ama benim için asıl dikkat çekici olan şey, insanların onun ailesine dair duyduğu meraktı.
Özellikle de “gelini” hakkında sorulan sorular…
İnsanlar neden böyle şeyleri bu kadar merak ederdi? Birinin hayatı neden bu kadar konuşulmak istenir? O an kendime kızdım bile. Çünkü fark ettim ki ben de aynı merakın içindeydim.
Ama bu merak yüzeysel değildi. İçinde bir hüzün vardı.
Bir Soruya Takılıp Kalan Düşünceler
Ertesi gün sabah erken kalktım. Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarparken yürürken bile o soru aklımdan gitmedi.
“Mahmud Efendi’nin gelini kimdir?”
Kafamda sürekli aynı cümle dönüp duruyordu. Sanki bir isimden çok, bir hikâyeyi arıyordum. İnsanlar genelde isim ister, ben ise hikâyeyi merak ediyordum.
Otobüste camdan dışarı bakarken şehir akıp gidiyordu. Her yüz, her bina, her ışık bana başka bir hayatı hatırlatıyordu. Herkesin görünmeyen bir hikâyesi vardı. Belki de asıl mesele buydu.
Bir insanın gelini kimdir sorusu aslında sadece bir aile bağını değil, bir hayatın içindeki görünmeyen yerleri de sorguluyordu.
Ve ben bunu fark ettiğimde içimde tuhaf bir kırılma hissettim.
Kayseri Sokaklarında Düşüncelerle Yürümek
Akşamüstü işten çıkınca yürüyerek eve dönmeye karar verdim. Soğuk hava yüzümü keserken ellerimi cebime soktum. İnsanlar yanımdan geçiyor, kimse kimseyi tanımıyordu. Ama herkesin içinde bir dünya vardı.
O sırada düşündüm: Belki de o gelin diye sorulan kişi de benim gibi biriydi. Kendi halinde, hayatını yaşayan, belki de kimsenin bilmediği duygular taşıyan biri.
Ama isimler büyüdükçe insanlar küçülüyordu sanki. Birinin hayatı bir başlık haline gelince, içindeki gerçeklik kayboluyordu.
Ben bunu düşünürken içimde garip bir hüzün büyüdü.
Bir Günlük Sayfasında Kırılan Gerçeklik
Eve döndüğümde tekrar defterimi açtım. Bu kez daha uzun yazmak istedim. Çünkü bazı duygular konuşarak değil, yazarak geçiyordu.
“İnsanlar neden birinin ailesini bu kadar merak eder?” diye yazdım.
Sonra durdum.
Aslında cevap çok basitti ama kabul etmesi zordu: İnsanlar bilmedikleri hayatları tamamlamak ister. Boşlukları doldurmak ister. Ama çoğu zaman o boşlukların gerçek olup olmadığını bile düşünmezler.
Mahmud Efendi’nin gelini kimdir sorusu da belki böyle bir boşluğun içinden çıkmıştı. İnsanların zihninde oluşan bir merak, bir arayış…
Ama benim içimde başka bir şey vardı: Bu sorunun ardında gerçek bir insan hayatı olduğunu hissetmek.
Ve bu his beni biraz üzdü.
Bir Sohbet, Bir Sessizlik ve İçimdeki Değişim
Birkaç gün sonra arkadaşım Arda ile kahve içmeye çıktık. O her zamanki gibi daha rahat, daha dışa dönük biriydi. Konuşmayı severdi.
Sohbet sırasında ben yine o soruyu açtım.
“Hiç düşündün mü,” dedim, “Mahmud Efendi’nin gelini kimdir diye neden bu kadar soruluyor?”
Arda omuz silkti. “İnsanlar merak eder işte,” dedi. “Önemli biri olunca ailesi de konuşulur.”
Ama onun bu kadar basit görmesi beni rahatsız etti. Çünkü ben artık basit göremiyordum.
İçimde bir şey kırılmıştı sanki. İnsanları sadece isimlerle, unvanlarla, başlıklarla düşünmek artık bana eksik geliyordu.
O gün eve dönerken içimde sessiz bir hayal kırıklığı vardı.
İçimde Büyüyen Sessiz Sorgu
Hoş geldiniz! Bu yazımızda “Mahmud Efendi’nin gelini kimdir” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.
Günler geçtikçe bu soru bende bir takıntıya dönüşmedi ama bir düşünce biçimi haline geldi. Artık insanlara bakarken sadece gördüğüm yüzü değil, görünmeyen hayatı da düşünüyordum.
Belki de bu yüzden daha fazla sustum. Daha fazla izledim.
Mahmud Efendi’nin gelini kimdir sorusu artık benim için bir isim arayışı değil, bir insanı anlamaya çalışma çabasıydı.
Ama en çok da şunu hissettim: Bazı hayatlar konuşuldukça küçülüyor, bazıları ise sessizlikte büyüyor.
Ve ben sessizliği daha çok sevmeye başladım.
Bir Şehrin İçinde Kendimi Aramak
Kayseri’nin sokaklarında yürürken artık daha farklı hissediyordum. Eskiden sadece soğuk gelirdi bu şehir bana, şimdi ise içinde binlerce hikâye taşıyan bir yer gibi görünüyordu.
Her pencere, her ışık, her kapı başka bir hayatın başlangıcıydı.
Ve ben kendi hayatımı da o hikâyelerin arasında arıyordum.
Belki de en büyük değişim buydu: Artık sorulara cevap aramıyordum, soruların içinde kalmayı öğreniyordum.
İçimde Kalan Son Duygu
Bunu da Okuyun: Sinirli'nin eş anlamlısı nedir ?
Bazen gece geç saatlerde defterimi açıyorum. Sayfalar doluyor ama bazı sorular hâlâ boş kalıyor.
Mahmud Efendi’nin gelini kimdir sorusu da onlardan biri oldu.
Cevabını tam olarak bilmekten çok, bu sorunun bende uyandırdığı duyguyu anlamaya çalışıyorum.
Bir merak, bir saygı, bir eksiklik hissi…
Ve en çok da insan hayatlarının ne kadar görünmez olduğunu hatırlatan bir iç sızı.
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: O soru aslında bana başkalarını değil, kendimi düşündürdü.
Kim olduğumu, neyi neden merak ettiğimi, insanların hayatlarına ne kadar yaklaşabileceğimi…
Ve belki de en önemlisi, bazı soruların cevabından çok, insanın içinde bıraktığı izlerin daha gerçek olduğunu.
“Mahmud Efendi’nin gelini kimdir” ile ilgili bu kapsamlı rehberi tamamladık. Agaoglugida olarak daha fazlası için buradayız!